ÖZLEM TUNA; 20 YIL
20 yıl için 3 oluşturdum:
Nasıl ve neden başladım?
20 yıl nasıl geçti?
Gelecek için hayallerim neler?
Nasıl mı başladım?
İstanbul'da kuyumculuk sektöründe...1996-2003 yılları arasında genç bir tasarımcı olarak yaratıcılık arayışım içinde sürekli iş yeri değiştirdim. 2003 yılında takı tasarımcısı olarak çalıştığım firmada patronlarıma kızarak, fevri bir kararla istifa ettim.
İstanbul'un Kapalıçarşı ve Tarihi Yarımada çevresindeki kuyumculuk sektöründeki yüzlerce yıllık yapıların ve üretim yöntemlerinin kadim bilgisini kavramaya çalışırken bir yandan da hızla değişen tasarım dünyasına ayak uydurmaya çalışıyordum. Kendime sürekli “neyi, nasıl ve neden yapıyorum?” diye soruyordum.
Sabah işe gelerek hayatımda bir anlam yaratamadığımı görmek rahatsızlığımı artırıyordu.
Tam olarak ne yapmak istiyordum?Özgür olmak için derin bir arzu hissediyordum. Yaşadığım şehri, iş hayatını, ticaretin dinamiklerini, insan ilişkilerini, tasarlamayı, üretmeyi ve bunları kullanıcıya ulaştırmayı özgürce deneyimleme ve deneme arzusu çoğalıyordu.
2013 yılının Nisan ayında İstanbul Tarihi Yarımada'da Divan Yolu Caddesi üzerinde bir binanın üçüncü katında 6 metrekarelik bir alanda başladı serüven.
20 yıl nasıl geçti?
Cesur denemelerle İstanbul'un merkezinde yedi kez yer değiştirdim.
İlk olarak ÖZLEM TUNA markası altında takı tasarlamaya ve üretmeye başladım. Bir süre hem tasarımcı hem de üretici oldum. İstanbul Kapalıçarşı ve çevresindeki keşiflerimde kahve fincanları tasarlamaya başladığımı fark ettim.
Çocukken en çok neden büyümek isterdim biliyor musunuz? Yetişkinler gibi KAHVE içebilmek için...
Buna bir de mutfağa olan tutkum eklendi. Mutfakta vakit geçirmek, yemek yapmak, paylaşmak çocukluğumdan beri hep ilgimi çekmiştir. Hayatı anlama ve paylaşma alanım hep mutfak, yemek masası etrafı ve arkadaşlarımla oturduğum sofralar oldu. Böylece yeme-içme kültürü etrafında ürünler tasarlamaya başladım.
2013 yılında kendi porselen üretim atölyemi kurdum.
Üretim serüvenim, tasarımlarım için bir dil ve anlam arayışımla başladı. Tasarım ve üretim; mini seri bir üretim bandının sorumluluğunu üstlenmek, el yapımı yoğun bir üretim... Ekip üyelerini eğitmek, porselen üretiminde mücevher hassasiyetinde kahve fincanları yapmak...
İşte yarattıkları her parçayı tutkuyla önemseyen bir ekip. Üretim İstanbul'da devam ediyor, ayrıca tasarımlarımızın ve ürünlerimizin %80'ini yurtdışına ihraç etmeye başladık. Japonya dahil dünyanın birçok şehrine porselenlerimiz uçtu. Japonya görmek istediğim ülkelerden biri ve tasarımlarım benden önce Japon kullanıcıyla buluştu. Harika, değil mi? Tasarımlarım dünya çapında 8 farklı şehirde kullanıcılarıyla buluşuyor.
Yerel malzemeler ve yerel üretim tesisleri kullanmaya çok dikkat ediyoruz. İstanbul'daki küçük ve geleneksel üretim tesislerini teknoloji ile birleştirerek tasarımlarımı hayata geçirmeye çalışıyoruz.
Tasarımlar, üretimler, fuarlar, sergiler ve ihracatlar... Baktığımda göz kamaştırıcı, ışıltılı bir tasarımcı hayatı gibi görünüyor değil mi? Ama arka planda 12-13 saatlik iş günleri, çok fazla dökmemeye çalıştığım ama bazen tutamadığım gözyaşları, uykusuz geceler, bir sürü başarısızlık, inatlaşma ve haftanın her günü deli cesaretiyle alınan kararlar var. Yaptığınız her şeyin doğru olmadığını öğreniyorsunuz ama denemek ve öğrendiklerinizle ilerlemek için cesarete sahip olmak çok değerli.
Yaptığım her tasarımla yarının köklerini inşa ettiğimi aklımda tutarak çalışıyorum.
YARININ KÖKLERİNİ TASARLIYORUZ...
Artık tasarladığım şeyleri üretmeye karar vermeden önce üç - dört farklı açıdan sorguluyor ve düşünüyorum.
20 yılı geride bırakırken dünyamızın, iklimimizin, kaynaklarımızın hızla değiştiğini, tükendiğini ve sorumluluklarımızın arttığını gözlemliyorum. İşte 20 yıldır çıktığım bu sonsuz öğrenme ve keşif yolculuğu bugünümü hazırladı.
Muhteşem! Minnettarım...
Yaşadığım bölgede bir tasarım firmasını ayakta tutmak için çok çalışmanın, sabırlı olmanın, asla pes etmemenin ve heyecanı asla kaybetmemenin önemli olduğunu görüyorum. Ve öğrenmeye devam etmek...
Hayatta hep bir çırak olmanın heyecanını taşımayı seviyorum. Dinlemek...Etrafımdaki insanları daha dikkatli dinlemek ve öğrenmenin ne kadar değerli olduğunu keşfetmek için...Geceleri heyecandan uyuyamamak... Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehre ve hayata katılmak...Soruların sayısını artırmak için...Hayalleri gerçekleştirmek için sağlam yol arkadaşları bulmak, iletişimi güçlendirmek için anlamaya çalışmak...
Ve 20. yılımıza çok önemli bir yenilikle başlıyoruz. Kurumsal logomuzu yeniledik. Grafik tasarımcı Yeşim Ünal tarafından tasarlanan bir logo ile yolumuza devam ediyoruz. ÖZLEM TUNA TASARIM'ın kararlı ve ne istediğini bilen dinamik ve güçlü yapısını anlatan bir grafik dilimiz var.
Gelecek hayallerim?
Yeni maceralar...
Yaşam alanlarımızda bize yeni deneyimler yaşatacak kullanım objeleri tasarlamak... İş ve ev hayatımızda şaşırtıcı, eğlenceli, renkli, deneyime açık, duygusal olarak uyarıcı alanlar tasarlamaya başladım. Yeni denizlere yelken açıyorum. Aydınlatma, mobilya ve tabii ki yayıncılık… Kurduğum ekiple sanat ve tasarım kitapları yapmayı hayal ediyoruz. Belki bu kitaplardan bazıları yeni sergilere ilham olur. Ah, yapacak çok işimiz var! Önümüze koyduğumuz sorulara cevap bulmak... Ortaya çıkan sorunlar için yeni fikirler tasarlayarak çözümler üretmek… Beni canlı, genç ve heyecanlı tutan hayallerimi seviyorum. Şanslıyım; bana inanan, güç veren, yorulmadan çalışan ekip arkadaşlarımla ilerliyorum.
Özlem Tuna