BAZEN İNANMAK İYİDİR!

29-03-2026 14:04
BAZEN İNANMAK İYİDİR!

Doğduğum, büyüdüğüm ve tasarım mesleğini seçtiğim coğrafyada “nazar” ve “nazar değmesin” sözleriyle büyüdüm. Tarih boyunca birçok kültür ve inanç sisteminde göz figürünün kötülükleri uzaklaştıran bir güce sahip olduğuna inanılmıştır.

Eski Mısır’da, insanın içindeki kötü düşüncelerin gözlerinden çıktığı ve bakış yoluyla karşı tarafa geçtiği düşünülürdü. Bu etkiden korunmak için ise göze gözle karşı durmak gerektiğine inanılırdı. Bu yüzden gözü andıran figürlerin koruyucu olduğuna inanılması yaygınlaşmıştır.

Anadolu’da ise nazar, güçlü bir kültürel hafızaya sahiptir ve çoğunlukla mavi renk ile göz formu üzerinden temsil edilir.

Bu inanç, gündelik hayatımızda küçük objelerle kendine yer bulur. Zamanla bu objeler yalnızca birer süs olmaktan çıkar; anlamlar, hikâyeler ve sembollerle derinleşir. Yüzyıllardır aktarılan bu anlam, kültürün içinde yaşamaya devam eder.

Ben ise bu kadar yaygın olmasına rağmen nazar objeleriyle güçlü bir bağ kurmakta zorlandım. Mavi, siyah ve beyazdan oluşan cam nazarlıklar bana hep biraz mesafeli hissettirdi. Bunun nedenini tam olarak bilmiyorum.

Belki çoğunluğun inancına dahil olmama isteğimden,
belki zihnimde bunu dinle ilişkilendirmemden,
belki de batıl inançlara karşı doğal bir mesafe koymamdan.

Bugün ise bu konuya farklı bir yerden bakıyorum. Nazar inancını yalnızca bir inanç olarak değil, kültürel ve sosyolojik bir olgu olarak ele alıyorum.

Bir tasarımcı olarak; kültürün, ritüellerin ve objelerin insanlar üzerindeki duygusal etkileri her zaman ilgimi çekiyor. Gündelik hayatın içinde taşınan küçük semboller aslında görünmeyen bir kültürel dili de beraberinde taşıyor.

Tasarım sürecimde bu dili takip ediyorum. İnsanların objelerle kurduğu bağı, onlara yüklediği anlamları gözlemliyorum. Bu gözlemler, geçmişten gelen sembollerin bugünün diliyle yeniden yorumlanmasını mümkün kılıyor. Ortaya hem tanıdık hem de güncel, sade ve rafine işler çıkıyor.

Nazar da benim için böyle bir yere sahip.

“Nazar değmesin” diyebiliyorum. Ama zamanla zihnimde başka bir cümle daha yer etti:
“Bazen inanmak iyidir!.”

Bu ifade bana daha özgür geliyor. İnancı daha kişisel bir alana taşıyor ve isteyen için küçük ama pozitif bir alan açıyor.

Bu yüzden tasarımlarımda yer alan mavi noktaları “nazar” olarak tanımlamıyorum. Onları, bu düşüncenin bir yansıması olarak görüyorum. Çünkü o noktalar benim için yalnızca bir sembol değil; kültürle, inançla ve tasarımla kurduğum ilişkinin sade bir ifadesi.

Benim için tasarım tam da burada başlıyor:
Kültürden gelen bir işareti alıp ona yeni bir anlam vermekte,
gündelik ritüelleri gözlemleyip yeniden yorumlamakta,
ve eski bir sembole kişisel bir hikâye eklemekte.

Benim mavi noktalarımın hikâyesi ise çok basit:

Bazen inanmak iyidir…

ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.